Hepimizin
bildiği gibi gündemi en çok meşgul eden meselelerin başında Türklük, Türklüğün
tasviyesi, Anayasa da Türk kelimesinin çıkartılıp çıkartılmayacağı yer alıyor.
Şunu bilmeliyiz ki milli kültürler her zaman devletlerin hayat damarlarını
oluşturmuşlardır. Tarihte kültürleri ile bağını kopartan ve ona sırtını çeviren
devletlerin daima ya komşu kültürlere yenildiği veya kendi içerisinden çıkan
küçük kültürlere boyun eğdiği görülür. Yine de pek çok devlet bu hataya düşerek
tek bir milli kültürden çok kültürlü medeniyetlere doğru evrilirler. Asli
kültürlerini unutma ve onu terk etme hatasına düşerler.
Bu
düşünceyi örneklendirmek için bilinenler ışığında M.Ö. 2000’li yıllara kadar
gidile bilinir. Misal güçlü Mısır kültürü yayılıp geniş bir coğrafyaya sahip
olmasıyla büyük bir medeniyet halini aldı. Fakat bu büyük ve kudretli Mısır
medeniyeti kendisinden çok daha basit ve henüz kendi kültürünü dahi doğru
düzgün oturtamamış olan Farsilerin yıktığını görüyoruz. Aynı coğrafya hatta
daha da fazlasının (Anadolu ve Asya içleri) fars kültürü etkisi altına
girmesiyle Fars Medeniyeti doğdu. Oluşan Fars kültürünün medeniyet karşısında
zayıflamasının cezasını Yunan kültürü kesti. Yunan kültürü Yunan medeniyeti
haline gelince de zayıf Makedon (İskender) kültürüne yenilmesi kaçınılmaz oldu.
Bu Makedon kültürü medenileşme aşamasında diğerlerinden farklı olarak çok kültürlülüğü
seçmesiyle kendi içerisinde parçalandı. Sonuçta yine doğu kesimi Sasani
kültürüne yenil düşerken, batı kesimi Roma kültürüne yenildi.
Uzun
yıllar bu iki medeniyetin birbiri ile savaşmasının galibiyse bir alt kültür
olan Arap kültürü ve İslam’dır. Sasanileri tamami ile asimile eden Arap kültürü
Romayı da zayıflatmayı başardı. Arap kültürünün geniş coğrafyada din etrafında
birleşmesiyle oluşan İslam medeniyeti doğumundan 3 asır sonra kendini koruyamaz
hale gelince Orta Asya ve Karadeniz’in kuzeyinden göçen Türkmenler bu
medeniyetin koruyucusu oldular. Uzun yüzyıllar kendi milli kültürlerini
unutmadan islam medeniyeti bünyesinde büyüyen ve gelişen Türkler 17. Yüzyılda
bu özelliklerini kaybetmeye ve medenileşmeye başladılar.
İlerleyen
zamanlarda Avrupanın da kışkırtması sonucunda İslam medeniyetini koruyucu ve
adeta sahibi konumunda ki Osmanlı kendi içerisinde ki kültürlere karşı
kaybetmeye başladı. (Sırp, Yunan, Ermeni, Arap ve dahası)
İttihad
ve terakki islam medeniyetinin yanında Türk milli kültürünü yeniden canlandırma
çabaları kısa ve hemen işe yaramamış gibi görünse de Çanakkale ve Kurtuluş
savaşında medeniyeti ile kültürünü korumaya çalışan Türklerin destanı
ortadadır. Mustafa Kemal sadece bir medeniyet çerçevesinde kültürsüz bir
devletin yaşamayacağını gördüğünden yeni kurulan devletin temellerini Türk
kültürü üzerine inşa etmiştir.
Günümüzde
Türk kültürünün altının oyulmaya çalışılması, alternatif ve eş değerde
kültürlerin oluşturma çabalarının tarihe bakılarak bölünmeden veya tamami ile
yok olmadan başka bir şeyle sonuçlanmayacağı anlaşıl bilinir. Bu sebeple her
Türk’ün öncelikle kültürüne ve ardından birleştirici unsur olan islam
medeniyetine sahip çıkması şarttır.