15 Nisan 2017 Cumartesi

1595 yılında III. Murat’ın iktidarının sonunda, Üsküdar’da camilerin birinde çalışan bir imam on dört yaşında güzel bir kızla evlenmiş. Genç kız kendisinden otuz beş kırk yaş büyük olan bu imamdan hoşlanmamış. Zaten adamın bir karısı daha varmış. Yeni eş, kısa zamanda kocasından bıkmış. O günlerde evin önünden geçen çok yakışıklı bir yeniçeri de genç kadını uzaklardan görüp, kaş-göz işaretleriyle kendisinden hoşlandığını belli etmiş. Derken bir akşamüstü imam camide namaz kıl...dırırken genç kadın, yakışıklı yeniçeriyi içeri almış. Büyük bir istekle birbirlerine sarılmışlar, öpüşmüşler. Yeniçeri, kadını kaçırmaya karar vermiş. Ertesi akşam karanlıkta yine imam evde yokken kadının kaçması üzerine anlaşmışlar.

Ertesi gün çapkın yeniçeri elinde bir makas ve birtakım da genç erkek giysileriyle, imamın evine gitmiş. Hemen kadının saçlarını kesmiş. Üzerine oğlan giysileri giydirmiş ve birlikte evden çıkmışlar. Yeniçeri, sevgilisini Üsküdar’da bir eve kapatmış. 

İmam, karısının kaçırıldığını anlayınca çılgına dönmüş. Bütün mahalleyi ayağa kaldırmış. İmam, o zaman karakol görevi gören, yeniçeri kolluğuna giderek durumu bildirmiş. Kolluktaki, çorbacı denen karakol amiri de telaşlanmış. Bütün bostancıları seferber etmiş ve yeniçeriyi aramaya başlamışlar. Yok, yok! Kimse izini bilmiyor.

Çorbacı, durumu Ferhat Ağa’ya anlatmış. O da telaşla Üsküdar’a gelerek kovuşturmaya el koymuş. Bütün yeniçerileri sorguya çekmişler. İçlerinden biri, kadını kaçıranın “Bitirim Ali” adında bir yeniçeri olduğunu söylemek zorunda kalmış. 

Bunun üzerine Ferhat Ağa, yanına çok sayıda bostancı ile gidip evi basmış. Ev bomboşmuş. Meğer bitirim Ali o akşam sevgilisiyle hamamdaymış. Bostancılar bu kez hamamı basmışlar bir de bakmışlar Bitirim Ali genç bir oğlanla kurna başında sevişiyor. Ali çırılçıplak, yanındaki oğlan ise peştamallı.

Ferhat Ağa, oğlanın üzerindeki peştamalı çekince bir de görsün? Harika bir kız!

Bostancılar, Bitirim Ali’yi kıskıvrak yakalamışlar; genç kadını da hamamın kapısına sürüklemişler. Orada birikmiş olan mahalle halkı da başlamış kızın üzerine taşları yağdırmaya… Zavallı gelin, hamamın önünde kanlar içinde car vermiş. 

Ferhat Ağa, Bitirim Ali’yi zindana kapatmış. Ardından şeyhülislamdan bir idam kararı almı. Sıra gelmiş Ali’nin idamına…

Ferhat Ağa ertesi gün Ali’yi zindandan aldırıp, Tophane’ye getirtmiş. Meydanın bir köşesine de bir havan topu yerleştirmiş. Toplanan halkın şaşkın bakışları altında Ali’yi çırılçıplak soymuşlar. Sonra çekiçle dizlerini, bileklerini kırmışlar. Sonra da iplerle sımsıkı bağlayarak bir çuvalın içine sokmuşlar. Sonra o çuvalı havan topunun ağzına yerleştirmişler. Bir süre sonra top ateşlenmiş. Bitirim Ali’nin cesedi parça parça gökyüzüne fırlatıldıktan sonra, sulara gömülmüş.
Ferhat Ağa’da “Melunun cezasını verdim” demiş ve eklemiş: “Bu, bütün ırz düşmanlarına örnek olsun!”

Hıfzı Topuz, Şanlı Kanlı Yıllar